Anayasa Mahkemesi, Arabuluculuk Tutanağındaki Eksiklik Nedeniyle Davanın Reddedilmesini Mahkemeye Erişim Hakkı İhlali Olarak Saydı
Anayasa Mahkemesi, arabuluculuk son tutanağında alacak kalemlerinin ayrı ayrı belirtilmediği gerekçesiyle işçilik alacakları davasının usulden reddedilmesini, somut olayın koşullarında mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirdi.
Anayasa Mahkemesi, 18 Mayıs 2026 tarihli kararında (Durmuş Çelik Başvurusu B. No: 2023/33449), arabuluculuk dava şartının yorumlanmasında aşırı şekilci bir yaklaşım benimsenmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine karar verdi.
Uyuşmazlık nasıl ortaya çıktı?
Başvurucu, askerlik nedeniyle iş akdinin feshedilmesi üzerine kıdem tazminatı ve fazla mesai alacağının tahsili talebiyle Afyonkarahisar İş Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme, davayı kabul ederek başvurucu lehine 5.917,11 TL kıdem tazminatı ve 2.308,05 TL fazla mesai ücretine hükmetmiştir.
Davalı işverenin istinaf başvurusu üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak davayı usulden reddetmiştir. Reddin gerekçesinde; arabuluculuk son tutanağında yalnızca “işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan” ifadesine yer verildiği, kıdem tazminatı ve fazla mesai alacaklarının tutanakta açıkça belirtilmediği, bu nedenle dava şartı olan arabuluculuğun bu kalemler yönünden gerçekleşmediği savunulmuştur.
Nihai kararı 21/3/2023 tarihinde öğrenen başvurucu, 19/4/2023 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu; arabuluculuk başvuru formunda taleplerini açıkça belirttiğini, tutanağın arabulucu tarafından düzenlendiğini ve arabulucunun hatasından dolayı davanın usulden reddedilmesinin hak arama hürriyetini ihlal ettiğini belirtmiştir.
Belirleyici olanın alacakların müzakereye konu edilmesi olduğu ifade edildi.
Anayasa Mahkemesi, değerlendirmesinde alacak kalemlerinin tutanakta ayrı ayrı yazılıp yazılmadığından ziyade, bu alacakların arabuluculuk sürecinde müzakereye konu edilip edilmediğine odaklandı.
Başvurucunun kıdem tazminatı ve fazla çalışma ücretini müzakere etme iradesinin bulunduğu, işverenin ise görüşmede “işçinin hiçbir alacağı olmadığını, aksine kendisinde senedi bulunduğunu ve tazminat ödemeyeceğini” beyan ettiğinden hareketle AYM, bu beyanlar doğrultusunda alacakların müzakere edilmediğinden söz edilemeyeceğini belirtmiştir.
Tutanağın düzenlenmesine ilişkin yükün tamamen işçiye bırakılamayacağı ifade edildi.
Kararda, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 17. maddesi kapsamında arabulucunun bilgilendirme yükümlülüğüne de dikkat çekildi. Tutanağa hangi hususların yazılacağına taraflar karar verse de arabulucunun, tutanak ve sonuçları konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapması gerekiyor.
Bölge Adliye Mahkemesinin; arabulucu tarafından düzenlenen ve taraflarca imzalanan son tutanakta hangi alacak kalemleri konusunda anlaşma sağlanamadığının belirtilmesi gerektiği hususunda başvurucunun bilgilendirildiğine dair herhangi bir tespitte bulunmadığına işaret edildi. Bu koşullarda, tutanaktaki genel ifadenin somutlaştırılmasına ilişkin yükün bütünüyle işçiye bırakılması aşırı külfet olarak değerlendirildi. Anayasa Mahkemesi, benimsenen yorumun aşırı şekilci olduğu ve başvurucuya ölçüsüz bir yük yüklediği sonucuna ulaştı.
Yeniden yargılama yapılacak.
Mahkeme, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi.
İhlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla kararın, yeniden yargılama yapılmak üzere Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesine iletilmek üzere Afyonkarahisar İş Mahkemesine gönderilmesine hükmedildi. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi gereğince, kararın ulaştığı Bölge Adliye Mahkemesinin, yeniden yargılama işlemlerini re’sen başlatması beklenmektedir.
Yeniden yargılama kararı yeterli giderim sağladığından başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilirken, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyeti, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulundu.
Karar, arabuluculuk dava şartı değerlendirilirken tutanağın lafzıyla birlikte sürecin içeriğinin, tarafların iradelerinin ve arabulucunun bilgilendirme yükümlülüğünün de dikkate alınması gerektiğini ortaya koyuyor.
Yasal Uyarı
Bu internet sitesinde yayımlanan makaleler, haberler ve dilekçe örnekleri genel bilgilendirme amacı taşımakta olup bağlayıcı hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Hukuki değerlendirmeler, somut olayın özelliklerine, güncel mevzuata ve yargı kararlarına göre değişkenlik gösterebilir. Dilekçe örneklerinin her uyuşmazlığa doğrudan uygulanması uygun değildir. Hak kaybı yaşamamak ve durumunuza özgü detaylı hukuki bilgi edinmek için avukatınıza danışınız.
